UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Kapitalizm Geleceğe Dair Umut Vermiyor

21.11.2017, Gebze’den bir kadın işçi

ipsos-2017.jpg

Kapitalist sömürü düzeni, bir avuç patronun elinde zenginliği yoğunlaştırıp milyonlarca insanı yoksulluğa mahkûm ediyor. Dünyadaki tüm insanları beslemeye yetecek teknoloji varken, kitlelerin payına açlık, yoksulluk, işsizlik ve eşitsizlik düşüyor. İnsanlık her geçen gün biraz daha uçuruma sürükleniyor. Sistemin her yerinden gittikçe ağırlaşan eşitsizlik ve çelişkiler fışkırıyor. İşçi ve emekçi kitlelerin yaşam ve çalışma koşulları gittikçe kötüleşiyor. Bu gerçeklik yapılan araştırmalarla bir kez daha gün yüzüne çıkıyor.

Masallar Ne Anlatıyor Çocuklarımıza?

21.11.2017, Pendik’ten bir işçi

kahkaha-gulleri.jpg

Haberleri okurken çocuklar okusun diye basılan ve tepkiler üzerine yasaklanan “Kahkaha Gülleri” adlı bir çocuk kitabının birkaç satırını gördüm. Kitabın kapağı pek şirin ama içeriği insanı kanını donduran ifadelerle doluydu. Kitaptaki hikâyede şu cümleler yer alıyor: “Babası oğlunu öldürmüş. Başını odunların arasına koyup eve getirmiş. Hanımına göstermiş hanımı hiçbir şey dememiş...

Maliyet mi İnsan Hayatı mı?

20.11.2017, Gebze’den bir kadın metal işçisi

is-cinayetlerine-son.jpg

Bir yılda yüzlerce işçi tedbirsizlik yüzünden hayatını kaybediyor. Yüzlercesi, hatta binlercesi de sakat kalıyor. Tedbirsizlik yüzünden göz göre göre gelen bu ölümlere biz yüreği yanmış işçiler “iş cinayeti” diyoruz. Çalıştığım fabrikalarda işe ilk başladığım günlerde iş güvenliği eğitimi verildi. Eğitimlerde kulaklarım hep aynı cümleleri duydu. Patronlar, İSG uzmanlarının eğitim verirken yalan söylemesini tembihlemişlerdi. “Eğer dikkat etmezseniz…” diye başlayan cümlelerin suçlusu hep biz işçiler olduk bu eğitimlerde.

Kadınlar Mücadele Edince

20.11.2017, Tuzla’dan bir kadın işçi

diren-suffragette.jpg

İşyerimizden bir grup kadın bir araya gelerek bir işçi ablamızın evinde Diren filmini izledik. Film 1912’ye uzanıyor, kadınların oy hakkı için verdiği mücadelelerden bir kesiti anlatıyordu. Çamaşırhanede çalışan bir işçi kadının mücadele etmeye başlayınca yaşadığı değişim kuşkusuz filmin en dikkat çeken kısmı. O yıllarda küçük yaşlardan itibaren çamaşırhanede çalışan kadınlar neredeyse yok sayılıyorlardı.

Kadın İşçilerle Grev Sohbeti

19.11.2017, Tuzla’dan bir kadın işçi

sisecam-IMG-20171011-WA0028.jpg

İşyerimizde greve hazırlandığımız bu süreçlerde tüm işçileri biraz gerginlik, biraz telaş ve merak sarmış durumda. Toplu sözleşmede anlaşamadığımız için gergin bir bekleyiş hâkim. Hayatlarında ilk defa greve çıkacak olan kadın işçilerle yemek molasında biraz sohbet ettik. Ailelerinin, eşlerinin ve çocuklarının greve çıkma yönünde destek verip vermedikleri üzerine sohbet gelişti.

Derbi Başlıyor!

18.11.2017, Gebze’den bir metal işçisi

derbi-dokum.jpg

Her işçi gibi bizim de fabrikamızda yaşadığımız sorunlar var. Yaşadığımız bir sorunu sizlerle paylaşmak istedim. Fabrikada döküm bölümü var ve burada döküm yapıldıktan sonra yoğun bir duman oluşuyor. Bu durum pek çoğumuzun sağlığını tehdit ediyor. Bir taraftan da yoğun bir iş temposu var. İşçiler olarak bizler de futbola düşkün olduğumuz için size bu durumu bir futbol maçı gibi anlatacağım.

“Hayat Böyle Bir Şey Olsun Anne!”

17.11.2017, Ankara’dan bir sağlık işçisi

2014-10-19_222221.png

Bugünlerde sosyal medyada bir çocuk videosu dolaşıyor. Çocuk hayata dair istediklerini anlatıyor, hepimizin özgürlüğe olan ihtiyacını annesine serzenişleriyle dile getiriyor. “Hayat iyi olsun dedim, rahat olsun dedim” diye başlıyor. İnsanların, doğanın, hayvanların rahat etmesini istiyor. Annesinin evdeki herkesten bir şeyler istediğini, bu durumun onu üzdüğünü kendine has diliyle anlatıyor.

Sınıfımın Halleri ve Sınıf Bilinci

15.11.2017, GOSB’dan bir kadın metal işçisi

DSC_5433.jpg

Öyle bir düzende yaşıyoruz ki, bir yanda doymak nedir bilmeyen, bolluk içinde sefa süren patronlar sınıfı, diğer yanda sömürü düzeninin çarklarına sıkışarak can çekişen işçi sınıfı. Kapitalist düzen sınıf ayrımlarını net bir şekilde ortaya koyuyor. Peki, nasıl oluyor da emeğiyle geçinenler, kendilerini yoksulluğa mahkûm eden bu düzenin değişmesi gerektiğini kavrayamıyorlar?

Yoksulluk En Çok Yaşlılıkta Vuruyor İnsanı

14.11.2017, Gebze’den işsiz bir işçi

yasli-cift.jpg

Yıllar içinde insan hayat karşısında türlü deneyimler kazanır, bilgisini hayat karşısında sınar. Onun bilgisi, deneyimi yaşadığı toplum için çok şey ifade eder. Bu nedenle yaşlılık, çok korkutucu olsa da, genellikle olgunluk ve bilgelikle özdeşleştirilir, yaşlanmanın kaçınılmazlığı anlatılmaya, korkulacak bir hal olmaktan çıkarılmaya çalışılır. Ama insanın korkulu rüyasıdır yaşlanmak hele de yoksul insanların.

İtaatkâr Nesiller İsteniyor

14.11.2017, Avcılar’dan bir işçi

egitim-sistemi.jpg

Eğitim sisteminin durumu hiç de iç açıcı değil. AKP, itaatkâr yeni nesil hayalini gerçekleştirmek için elinden geleni yapıyor. İmam-hatip liselerinin sayısı giderek artıyor. Okullarda verilen eğitimin kalitesi düşüyor, derslerde çocuklara milliyetçilik pompalanıyor. Medyası, eğitimi ile öğrencileri sorgulamayan, düşünmeyen, araştırmayan bireyler olarak yetiştiriyorlar.

Şirket İtibarı Uzmanı!

11.11.2017, Ankara’dan genç bir İSG teknikeri

isg-uzmani.png

Çalıştığımız yerlerde küçüklü büyüklü birçok iş kazası yaşıyoruz. Ufak tefek görünen kazalar çoğu zaman önemsenmiyor ve bunlar için bir şey yapılmıyor. Birçoğu saklanıyor, hastaneye götürülmüyor ve iş kazası raporu tutulmuyor. Geçen gün bir işçi kardeşimiz iş kazası yaşadı şantiyede. Ayağı burkulmuş ve bileğinde şişme vardı. Ambulans çağırdım. Hastaneye gittik.

Her Yer Ağaç Maşallah

11.11.2017, Esenyurt’tan bir kadın işçi

beton-istanbul1.jpg

Cumhurun reisi, külliyesinde şehircilik şurasında yaptığı konuşmada “günümüz şehirleri insana huzur vermiyor. Beton beton beton. Orada ruh yok, huzur yok” dedi. Erdoğan büyük inşaatların yapımını bireysel hırs olarak tanımladı. Peki, bu kadar yapılaşmaya, her yerin beton yığını olmasına, gökdelenlerin dikilmesine kim izin verdi? Erdoğan yaptığı konuşmayla aslında bir çelişkiler yumağı oluşturuyor. İkiyüzlüce politika yapılıyor.

Tabiat Ana Nereye Doğru Gidiyor?

10.11.2017, Pendik’ten bir işçi

hava-kirliligi.jpg

Uluslararası tıbbi akademik yayın olan The Lancet dergisi, “çevre kirliliğinin insan sağlığına ve gezegenin sağlığına etkileri” üzerine yaptığı araştırmanın sonuçlarını yayınlandı. Hava ve su kirliliğinde 2015 yılını temel alan araştırmanın sonuçları, kapitalizmin insanların yaşamını nasıl cehenneme çevirdiğini, gezegeni günden güne nasıl yaşanılmaz hale getirdiğini gözler önüne seriyor.

Yaşatırken Ölmek!

10.11.2017, Sefaköy’den bir sağlık işçisi

doktor-ntiharlari.jpg

Geçtiğimiz günlerde 3 doktor aynı gün içinde intihar etti. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi çocuk hastalıkları bölümünde asistan hekim olarak çalışan Dr. Ece Ceyda Güdemek, Batman Bölge Devlet Hastanesinde çalışan kalp damar cerrahisi uzmanı Dr. Engin Karakuş ve Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi 4. sınıf öğrencisi stajyer doktor Yağmur Çavuşoğlu’nun bunalıma girerek intihar etmesi hekimler ve sağlık çalışanları olarak yaşadığımız insafsız çalışma koşullarının etkilerini gün yüzüne çıkardı.

Türkiye’nin Hayal Haritası ve En Büyük Hayalimiz

09.11.2017, Pendik’ten bir işçi

hayal-haritasi.jpg

Türkiye’de ilk kez 2016 yılında, Intel ve Future Bright adlı teknoloji ve araştırma şirketleri “Hayal Haritası” ve “Girişimcilik DNA’sı” araştırması yaptı. 10 kentte 8-55 yaş arası 2 bin kişi ile görüşülen araştırmada çocukların yarısının hayal kuramadığına dikkat çekildi. Yetişkinlerin ise sadece %14’ü hayal kuruyor. OECD’nin yaptığı araştırmaların sonuçları; bizlere Intel ve Future Bright’ın sonuçlarının nedenini, temel olarak hangi hususların eksik olduğunu gösteriyor.

Gelecek Neydi?

09.11.2017, Zeytinburnu’ndan bir sağlık işçisi

gelecek-nasil-olacak.jpg

Gelecek, nasıl olacak? Nedendir bilinmez ama (!) bir fikrin sürekli gözümüze sokulmaya çalışıldığı açık. O da şudur, “hiçbir sorun sistemden kaynaklı değil, ya doğa ya teknoloji ya da insanlar suçlu”. “Yaşamak için ne gerekiyorsa yap” temalı filmler ve “her zaman haline şükret” konulu diziler dönüp duruyor. Katlanmayı ve çalışıp zengin olma hayalini alttan altta empoze eden bu entrika yüklü diziler reyting rekorları kırıyor. Taciz, tecavüz, karısının üzerine kuma getirmek gibi sorunlar da bu diziler aracılığıyla çaktırmadan meşrulaştırılıp, şirinleştirilip sunuluyor.

Tüm İnsanlar Kardeş midir?

08.11.2017, Eskişehir’den bir öğrenci

isci-patron-farki.jpg

Hepimiz bir zaman için merak etmiş ve sormuşuzdur kendimize: “Tüm insanlar kardeş midir?” Henüz mücadeleye katılmadan önce, ben de birçoğumuz gibi bu soruya “Evet” yanıtını vermiştim. “Hangi ırktan, hangi dinden, hangi topraklardan olursa olsun hepimiz insanız ve hepimizin acıları, sevinçleri aynı” diyordum. Zamanla bunun böyle olmadığına şahit oldum.

“Onlar Suriyeli, Türk Değil!”

08.11.2017, Beylikdüzü’nden bir sağlık işçisi

suriyeli-isci.jpg

Geçen gün metrobüste yaşadığım bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Çalışma arkadaşımla işten çıktık ve her zamanki gibi evlerimize gitmek için metrobüse doğru yürüdük. İlk duraklardan bindiğimiz için oturma şansımız oluyor. Karşımıza yaşlı amcanın biri geldi ve biz de amcaya yer verdik. Bir iki durak sonra dışarıdan taraftar sesleri geldi. Amca da bunun üzerine söylenmeye başladı.

Toplu Sözleşme Sürecinin Öğrettikleri…

07.11.2017, Kartal’dan bir işçi

metal-iscileri-tis.jpg

Bir metal fabrikasında çalışmaktayım. Çalıştığım fabrikada toplu sözleşme sürecindeyiz. Geldiğimiz noktada patron taleplerimizi kabul etmeyip düşük bir teklif sundu. Tüm yasal süreçleri tükettik. Artık son sözümüz olan grev sürecine girdik. Patron bizlerin kararlı olduğunu görünce elindeki tüm olanakları greve çıkmamamız için kullanıyor. Patron temsilcileri, bizlerle toplu halde görüşüp toplantılar yapıyor.

“Alacağınız Ürünü Ben Yaptım Ama Paramı Alamadım!”

07.11.2017, Tuzla’dan bir işçi

alacaginiz-urunu-ben-yaptim.jpg

Dünyanın önde gelen giyim markası Zara’ya üretim yapan Bravo giyim fabrikası işçileri haklarını patrona yedirmemek için mücadele ediyorlar. 3 aydır maaşlarını alamayan işçiler, patronun fabrikayı bir gecede boşaltıp kaçmasıyla kıdem ve ihbar tazminatlarını da alamadılar. Haklarına sahip çıkmak ve seslerini duyurabilmek için İstanbul’daki Zara fabrikasına gelen işçiler, buradaki elbiselere yaşadıkları sorunu anlatan bir etiket yapıştırdılar.

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this